ASGARİ GEREKLİLİĞİ YETERLİLİĞE DÖNÜŞTÜRMEDEN

İnsanoğlu doğası gereği asgari gerekliliği, çoğu kez yeterliliğe dönüştürerek kısa yoldan sonuç almaya çalışır.   ayaküstü konuşmaları saymazsak, gerçek dünyada meydana gelen olayların çoğunu “asgari bilgi” üzerinden anlamak son derece zordur. çünkü her şeyin her şeyle kolayca bağ kurabildiği günümüz dünyasında hangi nedenin hangi sonuca ve ne ölçüde sebep olduğunu tespit etmek sahih bir çaba istiyor. bu yüzden, insanın sürekli kendisine karşı düşünme sorumluluğu vardır. ancak böylelikle kolayca çürütülebilecek yakıştırmalar yerine, en güçlü, en çok ihtimal dâhilindeki açıklamaları seçebiliriz. 

 

Bir insanın, “şimdi buradayım!” dediğine tanık olmuşsak, bu sözü söyleyenin, “bir yerden başka bir yere gidiyor olduğunu, yani yolda olmayı sürdürdüğünü; geçmiş, şimdi ve gelecekle ilgili bir bilinç seviyesine ulaştığını:  “ne olursa olsun hazırım.” gibi bir anlamı, bir başkası ile birlikte bir eylemi başlatma ve bunu başkalarına da duyuran güçlü bir mesaj taşıdığını çıkarabilmeliyiz. 

 

“Şimdi burada olma bilinci”, çevre dünyadan kişiye doğru uzanan ilişki uçlarının toplandığı ve düğümlendiği bir yerin varlığına ilişkindir.   bilinç içindeki içeriğin yönelişi o yoğun noktadan dışarıya doğrudur; fiziki, dini, siyasi, iktisadi, toplumsal, kültürel oluşumların arasından bir seçimdir, bir konumlanmadır. 

 

Memur-sen genel başkanımızın konfederasyonumuzu kast ederek söylediği  gibi,  “buradayım (bu yerdeyim), bir sınır durumudur: kendi sınırlarının farkında olma halinin dışa vurumudur, bir bilinçlenme içeriğinin, bilinçlenme gereksinimi ile kesiştiği yerdir;  aynı zamanda bir başkasına seslenmedir, hazır olmayı dile getirir;  başlangıç olma anlamı taşır. ve zaman içinde ön görülmüş bir hedefe (ora’ya) doğru ilerlemeyi muhtevasında taşır.buradayım, geçmişten geleceğe doğru akışın şimdide odaklaşan sesidir. başka bir deyişle üç ayrı bilinç boyutunun bu yoğun noktadaki kesişmesidir: bilinçlenme yürüyüşü sırasında dönüp geriye bakma: nereden geldim, ne kadar yol aldım? ileriye bakma: nereye doğru gidiyorum? ne kadar yolum kaldı? ve şimdi: ne yapıyorum, niçin yapıyorum?” derin, sarsıcı anlamlar taşır.

 

Aslına bakılırsa bu durum bizi insanın temel problemi olan “anlam bulma”, “bir nedensellik atama”  arayışına götürür. çünkü insan, yapıp etmelerini, içinde bulunduğu içsel ve dışsal oluş hallerini  bir gerçeklikle ilişkilendirmek ister. başka bir söyleyişle insan, “kendi gerçeği ile dış dünyanın gerçekliği arasında denge oluşturma çabası içindedir”bu yüzden : nereden geldim, ne kadar yol aldım? nereye doğru gidiyorum? ne kadar yolum kaldı? ve şimdi ne yapıyorum? niçin yapıyorum? gibi soruların cevaplarını vererek yoluna devam etmelidir.böyle bir tanıkla insan, hedefe verdiği değer ve bu değer uğruna gösterdiği  çaba arasındaki  uyum ya da uyumsuzluğu gözlemleyebilir.

 

Şimdi ve burada olma bilinci, bizi, kendinden hoşnutluk tehlikesinden koruyan en hayati dostlarımızdan biridir.  tarih bize, akıllı bir adamların-  örgütlerin, hatta devletlerin- önceleri fırsatları görmede rakiplerinin yanlarına yaklaşamadıklarını, işlerinin iyi gitmesi yanında yeni girişimlere, yeni fetihlere atılmaktan geri durmadıklarını;  ancak kendilerini kuşatan yeni yaklaşımlardan, değişim ve dönüşümlerden habersizce geçmiş zaferlerin hazzını yaşarken kaybettiklerini gösteriyor.

 

Önerim,  zamanın ruhunu, ritmini,  yani olup bitenlerin gerçek mahiyetini ve hızını kavrama konusunda tavizsiz davranmak; yüzümüzü ne yana dönersek dönelim sayısız meydan okumayla karşı karşıya olduğumuzu unutmamak. çünkü bir sendikalı olmak, yeni bir sorumluluğu, buna bağlı olarak da başka bir bilinç sahibi olmayı gerekli kılar. bu yeni bilinç biçimi haberlidir: kendinden, hedeflerinden, sözlerinden, sözleşmelerinden, dayanışmalarından, kardeşlerinden…

  • PAYLAŞ :
  • memursen logo
  • sagliksen logo
  • sağlık bakanlığı logo
  • aileve sosyasl politikalar bakanlığı logo
  • calışma ve sosyal güvenlik bakanlığı logo