DEVRİMİNİZİN BAŞINA GEÇİN

Büyük kolaylıklar ve zorlukların, fırsatlarla tehditlerin aynı ölçüde artarak üzerimize geldiği za­manların içinden geçiyoruz. Türkiye’nin yükselen gücü ve iradesi, birilerinin kuyruğuna takılıp gitmek­ten kurtulup bir aktör olarak asırlar sonra yeniden sahne alması bir cezalandırma gerekçesi olarak kar­şımıza çıktı. Türkiye’nin öncülük ettiği bütün onurlu direnişler birer birer yerlerinden edildi.

Yeni Türkiye kurulurken halkın seçtiği cum­hurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve başbaka­nımız Ahmet Davutoğlu’nu kutluyorum. Yeni hayır ve iyiliklerin kapısını birlikte açmalarını diliyorum.

Bundan sonra bu gerçeği yaşayacağız. Onunla uyumlu çalışacak deneyimli bir başbakan, hükümet ve meclis çoğunluğu var. Darbeci destekçisi İstanbul dukalığının karşısında yeni değerlerine bağlı, yeni bir tüccar sınıfı Anadolu’dan yükselmiştir. Kesintisiz zo­runlu eğitim kaldırılmış, katsayı engeli aşılmış, tarihi ve değerleriyle barışık olan sivil toplum örgütleri hak ettikleri yeri almış. Derin devlet ve onun unsurları yerlerinden edilmiş. Bu listeyi de uzatabiliriz.

İyilik ve kötülüğü anlamak için bize rehberlik edecek kaynaklarımız elimizden alınmadı. Ve tam bir teslimiyet ve boyun eğişle bizden itaat isteyen bir fani de yok bu aramızda. Otoriter, bir zihniyete sahip olma, hak-hukuk tanımazlık, ölçüsüzlük, kaba sabalık, hoyratlık, açgözlülük, intikamcılık gibi tüm o ‘ürkütücü’ vasıflara sahip olma heveslilerine rast­lasak da henüz bu kıvama gelmiş- çok şükür- biri­leri yok aramızda. Ki böyle biri aramızdan çıkmış olsaydı, kendisin ve şahsi iradesini hakkın ve adaletin yerine ikame etseydi de tavrımız değişmezdi.

Çünkü ahlaklı olmak bunu gerektirir. Çünkü ahlak, iyi ve kötüye dair verdiğimiz bir değer yar­gısıdır.

Yeni dünya düzeni adıyla ortada salınan ide­oloji, ihraç edildiği her ülkede, ekonomiyi mafya­laştırarak, siyaseti kirleterek, sendikal mücadeleyi küçümseyerek ya da sendika ağaları türeterek, di­ğer yandan toplumun temel kurumlarını soysuzlaş­tırmaktadır. Yani toplumun emniyet supaplarıyla oynamaktadır.

Çok şükür, Akif İnan Ağabey’in temellerini attığı Memur-Sen bugüne kadar, kendi medeniye­tinden koparılmış olmanın acısını, hüznünü, traje­disini, hatta kompleksiyle savaşarak yeniden büyük Türkiye’nin inşasında önemli aktör olarak görev aldı. Temellerinden koparılan ancak ruh kökleri sağ­lam milletin dirilişine öncülük etti. Bunu yaparken de: Kim olursa olsun mazlumun yanında olmak. Zorbalık ve tahakküm kimden ve nereden gelirse gelsin karşında olmak.

Ezilen, horlanan, aşağılanan, ötekileştirilen, kendileri olmalarına, inandıkları gibi yaşamalarına izin verilmeyen bir kitlenin başkaldırısıdır Memur- Sen. Bir avuç vesayetçi bürokratın kendilerini her şeyi üstünde ve her şeyden âzade gördükleri bir vesa­yet rejiminin tarih sahnesinden silinmesinde önemli bir aktör oldu. Yani mu¬halif olanlar, yani bürok­ratik oligarşiye teslim olmayanlar, direnenler, emek, kardeşlik, özgürlük, direniştir, diyenler. Her eylemde yeniden diriliriz, diyenler.

Her eylemde yeniden dirilenlerin yazdıkları bir destandır, Memur-Sen ve Sağlık-Sen. Sizler de bu destanın kahramanlarısınız. Bazı destanların efsane­leşmesi, insanların o destanda kendisini bulmasına bağlıdır. Nesilden nesile aktarılacak olan Memur- Sen destanının başarısı, temsil ettiği değerler ve onun kahramanlarına bağlıdır.

Gece gündüz demeden, kar kış demeden bu destanın yazılmasında öncülük eden, karşılık bekle­meden hizmet bayrağını alarak geleceğe emin adım­larla giden, geleceğin Türkiye’sinde elde edeceğimiz yer ve değerlerimizin gelecek nesillere taşınmasında­ki sorumluluk ve katkınızdan dolayı siz dava arka­daşlarıma teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlı­yorum.

  • PAYLAŞ :
  • memursen logo
  • sagliksen logo
  • sağlık bakanlığı logo
  • aileve sosyasl politikalar bakanlığı logo
  • calışma ve sosyal güvenlik bakanlığı logo