VESAYETE EZELDEN DÜŞMANIZ

Türkiye, vesayet odaklarının, milli irade üzerindeki gölgesinden çok çekti. Darbeler, muhtıralar, siyasi yasaklar, parti kapatmalar, suikastler, anarşi, terör, inanç ve yaşam biçimleri üzerindeki baskılar vesayet odaklarının milleti sindirme araçlarıydı. Türkiye, medeniyetlerin beşiği bu münbit topraklarda, doğal ve beşeri sermayesi ile dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olabilirdi. Ancak devlet içine çöreklenmiş zümreler, küresel güçleri arkasına alarak, şahsi ikballeri ve iktidarlarının devamı için Türkiye’nin gelişim yolculuğunu baltalamaktan geri durmadılar.

Türkiye’yi geri bıraktılar, bu milletin geleceğini çaldılar. Bu nedenle vesayet girişimlerinin bu milletteki karşılığı ihanettir. Vesayet kurma çabaları milletimizin her zaman nefretini kazanmıştır. Çünkü vesayetin beslendiği kaynak kötülüktür. Silahı; fitnedir, yalandır, iftiradır, tehdit, şantajdır, her türlü değeri istismardır. Hedefi güce ve iktidara sahip olmaktır ve güç/iktidar için her yol mubahtır. Millete söyleyecekleri sözü, karşısına çıkacak yüzü olmadığı için, kötülükte derinleşip, şeytansı senaryolar peşinde koşarlar. Milletin seçtiği iktidarı, derinleştiği yapılar içine hapsetmeye, devletin imkanlarını kullanarak kendi güdümünde tutmaya çalışırlar. Başaramadıklarında ise 15 Temmuz’da görüldüğü gibi, küresel şer odaklarının maşası olarak devletine, milletine ihanet edecek seviyelere kadar düşerler.

Milletimizin vesayetle savaşında, çok şükür ki, milli irade üstün geldi. Milletimiz 28 Şubat’tan 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimine kadar çeşitli yoğunluklarda yaşadığımız bütün badireleri, haysiyetli ve inançlı bir direniş sergileyerek, sonuçsuz bıraktı.

Bu millet, yaşadığımız bunca acı ve ödediğimiz bunca bedelin ardından vesayetin her türünün lügatten silindiği bir geleceği hak ediyor.

Bunun gerçekleşebilmesi için ise hayatın bütün alanlarını bu hastalıktan arındırmak gerekiyor. Evet vesayetçilik güç sarhoşluğuna yakalanmışlarda sirayet eden bir hastalıktır. Bu hastalığa yakalananlar bulundukları kurumların değerlerine, teamüllerine adeta savaş açarlar. Meşru iradeyi, seçilmişlerin hukukunu yok sayarlar. Aynı devlet içinde çöreklenmiş yapıların yöntemleriyle hareket ederek, yönetmenin, iktidar elde edebilmenin yollarını ararlar.  Kendilerine ait olduğu kitlenin emanetine ihanet eden, hırsına yenik düşmüş taşeronlar bulurlar. Bu taşeronlar kolay yoldan iktidarın yolunun, kitle üzerinde baskı kurabilecekleri siyasi, bürokratik güç odakları olduğuna inanırlar.

Vesayetin kölesi olarak haysiyetini ayaklar altına alan bu insanların, ait olduğu kitleye söyleyeceği sözü, vaat edeceği vizyonu yoktur. Ait olduğu kurumun hedefleriyle bağı, ideal birliği kalmamıştır. Kurumun başarısıyla sessizliğe gömülür, bir sorun çıktığında ise sorumluluk almak yerine avazı çıktığınca bağırır, hemen fitne ve dedikodu mekanizmasını harekete geçirir.

Kirli heveslerin vesayet kurma çabaları, belirli dozda ve sürede kurumlarda, kitlede etki de uyandırabilir. Ancak son tahlilde kirli hesaplar vicdan kalesinin duvarına toslar. Vesayetin zulmü değil, Hakkın Adaleti tecelli eder.

Bu yola tevessül etmiş insanlar da nihayetinde en büyük zararı, hırslarının ve kinlerinin ölçüsü nisbetinde kendileri görür.

 

 


 

  • PAYLAŞ :
  • memursen logo
  • sagliksen logo
  • sağlık bakanlığı logo
  • aileve sosyasl politikalar bakanlığı logo
  • calışma ve sosyal güvenlik bakanlığı logo