İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN SİSTEMİ

Tanzimattan bugüne tarihin öğrettiği en büyük ders bağımsızlığımızın kıymeti oldu. Batı emperyalizminin; şehit kanlarıyla vatan yaptığımız toprağımız, doğal kaynaklarımız, ekonomik ve kültürel birikimimiz üzerindeki kirli emelleri bitmek bilmedi. Ekonomide, sanayi ve teknolojide, bilimde, eğitimde, sağlıkta milli politikalarla dışa bağımlılıktan kurtulan bir Türkiye hedefine ilerledikçe, batı emperyalizminin baskıları, saldırıları daha da artmaya başladı.  Milli irade emperyalizme direndiği için  28 Şubat oldu. Gezi kalkışmasının, 17-25 Aralık yargı darbesi girişiminin ve 15 Temmuz’daki tarihin en hain ve soysuz kalkışmasının arkasında yarınlarımızı esir alma niyeti vardı.

Çok şükür ki, aziz milletimiz, ilahi kudrete ram olup her seferinde, ülkemize yönelik birçok bela ve musibete sarsılmaz yüreği ve imanıyla karşı koymasını bildi. Şimdi ise geleceğin bağımsız ve güçlü Türkiye’sini inşa ve ihya yolculuğu tarihi dönüşümlerle devam ediyor. Milletimiz yarınlara dair umudunu, yeni yönetim sistemine olan inancını güçlü şekilde ortaya koydu. İnanıyorum ki, Türkiye attığı bu tarihi adımla bölgesinde ve küresel alanda hak ettiği konuma erişecektir. Emeğimizle, alınterimizle Türkiye’nin güçlü geleceğini inşa etmek için son nefesimize kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.

Bir taraftan yenilenerek hedeflerine koşan bir ülke olacağız, diğer taraftan, ekonomi ve terör başta olmak üzere ülkemize yönelik tehditleri ve köklü sorunları maziye gömecek akılcı adımlar atacağız. Doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine bütün vatan coğrafyasının hayalini süsleyecek böyle bir geleceği kuvveden fiile dönüştürmenin, bir tercih değil mecburiyet olduğunun farkındayız. Bu uğurda öncelikle, bütün imkan ve kabiliyetleri en verimli şekilde seferber edebilecek, Türkiye’yi hedeflerine emin adımlarla taşıyacak, adaletine güven duyulan bir yönetim sistemini ortaya koyabilmek gerekir.  Milletimizin ve devletin yükünü taşıyan kamu çalışanlarımızın beklentisi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, insanı, emeği,  liyakat ve ehliyeti, nimet-külfette adil paylaşımı merkeze alan bir yönetim anlayışını ortaya koymasıdır. Böyle bir yönetim anlayışını en çok arzulayan, haklı şekilde bekleyen kesim de şüphesiz sağlık çalışanlarıdır. Çünkü sağlık çalışanları geride bıraktığımız 16 yılda bütün imkansızlıkların ve zorlukların üstesinden gelerek sağlıkta dönüşüm reformlarını insan üstü bir emekle gerçekleştirmiştir.

Sayın Başkan Erdoğan’ın “sizler umudun adısınız” diyerek taltifini,  milletimizin büyük çoğunluğunun memnuniyetini kazanan sağlık çalışanlarımız, bu yönüyle siyasetin vizyonunu en iyi temsil eden bir emek olarak tarihe geçmiştir.  Adil ve güvenilir bir yönetim anlayışı altında sağlık çalışanları, mesleğine ve ülkesine olan bağlılığıyla, yarının küresel hedeflerine büyük bir onurla ve başarıyla sahip çıkmasını bilecektir. 

Sağlık Sen olarak yeni dönemden en büyük beklentimiz ehliyet, liyakatin ve adaletin gözetilmesidir. Sağlık alanında sorunlar da, ihtiyaçlar da, hedefler de bilinmektedir. Sağlığı bilen ehil yöneticiler, adil ve güvenli çalışma koşulları, güçlü motivasyona ve ekip ruhuna sahip sağlık çalışanları. Hiç kuşku yok ki, bu üç ayak sağlam olursa, sağlıkta Türkiye tarih yazmaya devam edecektir.

Sağlık Sen sağlık sisteminin üç ayağının da güçlendirilmesi noktasında bugüne kadar çözüm odaklı bir sorumluluk üstlenmiştir. Yeni dönemde de sağlık sisteminin ve sağlık çalışanlarının geleceği için çözüm üretmeye devam edecektir. Bu kapsamda Sağlık Sen, bugünün ve geleceğin sağlık yöneticilerine, çağın gereklerini karşılayan yönetici donanımı sağlayacak eğitim projesi üzerinde çalışmaktadır. Yönetici ve yönetici adaylarına yönelik; iletişim ve temsil yeteneklerini, bilgi ve değişim yönetimi becerilerini, analitik düşünme, planlama ve eylem becerilerini uluslararası düzeye taşıyacak bir eğitim programı hedeflenmektedir. 

Diğer önemli hedef, adil ve güvenli çalışma koşularına sahip bir sisteme ulaşmak olmalıdır. Bunun için öncelikle, iş yükünü uluslararası standartlara çekecek etkin bir istihdam hamlesi gerekmektedir. İş yükü baskısını ortadan kaldıracak çapta istihdam, doğrudan sağlık hizmetinin niteliğini artıracaktır. Çalışma ortamlarının modernizasyonu ve güvenlik standartlarının yükseltilmesi, iş kazalarını, tıbbi hataları, şiddet gibi psiko sosyal riskleri azaltacaktır. Ve diğer önemli hedef bilimsel verilerle sabit olduğu üzere ciddi bir tükenmişlik yaşayan sağlık çalışanlarının motivasyonunu ve ekip ruhunu güçlendirmek ve sisteme güvenini sağlamak olmalıdır.

Sağlık hizmetinin teminatı olan ekip ruhu, statükonun köhne anlayışına karşı yeni yönetim sisteminin en çok gözetmesi gereken değerdir. Geçmişte sıkça yapılan ayrımcı düzenlemeler mazide kalmalı, yeni dönemin farkı emekte adalet olmalıdır. Bu nedenle yıpranma payı, ek ödeme tavan oranları, emeklilik düzenlemeleri gibi, sağlık hizmeti için ter akıdan bütün sağlık kadrolarını ilgilendiren düzenlemeler, ayrıştıran değil, birleştiren olmalıdır.

Sağlık Sen’in bu üç önemli ayakta öne sürdüğü tespitlerin haklılığı, 16 yıllık Sağlıkta Dönüşüm yolculuğunda ortaya çıkan sayısız sorunla ortaya çıkmıştır. Daha önceki Bakanlarımızla olduğu gibi sayın Bakanımız Fahrettin Koca ile de bu tespitlerimizi aktaracağız.

YIPRANMA PAYI TARİHİ BİR KAZANIM OLDU

Yıpranma Payının, Türkiye’nin yeni yönetim sisteminin ilk icraatlarından birisi olmasını sağlık çalışanları adına mutluluk ve umut verici buluyoruz. Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Sayın Bakanımız Fahrettin Koca’ya, önceki değerli bakanlarımıza ve emeği geçen herkese sağlık çalışanları adına teşekkür ediyorum. 
Sağlık mesleğinin ağır koşulları nedeniyle sağlık çalışanlarının son derece haklı bir talebiydi. Bu yüzden Yıpranma Payı hakkını gündeme getirdik. Uzun bir mücadele süreci sonunda yıpranma payı hakkını elde ettik. Bütün sağlık çalışanlarımıza hayırlı olsun. Mevcut düzenlemeyle; sağlık hizmetleri sınıfında Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve özel sektörde yaklaşık 450 bin sağlık çalışanı yılda 60 gün yıpranma payı hakkı elde etmiştir.  Sendikal örgütlenmenin olmadığı özel sektördeki on binlerce sağlık çalışanını da sevindiren bir kazanıma imza atmış olmak bizleri ayrıca mutlu etmiştir.   
Sağlık Sen’in sendikacılığı bütün engellere rağmen çözüm üretme, çözüm için kesintisiz mücadele etmekten yana oldu. Yıpranma payı mücadelemiz sona ermedi, yeni bir başlangıç kazandı. Bugünden itibaren sağlık hizmetleri sınıfına yılda 60 gün yıpranma payı, mücadelemizin yeni başlangıç noktasıdır. Yıpranma payı hakkıyla ilgili gerçekleşmeyen taleplerimiz için mücadelemizi aralıksız sürdüreceğiz. Yıpranma Payının 5 yıla bir yıl şeklinde düzenlenmesi, fiili maruziyet yaşayan bütün hizmet sınıflarına yıpranma payı verilmesi,  yıpranma payı hakkının geçmişe dönük hesaplanması taleplerimizi sonuç alıncaya kadar daha güçlü şekilde seslendirmeye devam edeceğiz.

ŞİDDETE VE YARGISIZ İNFAZA TESLİM OLMAYACAĞIZ

Sağlıkta şiddet ne yazık ki tüm yasal ve polisiye tedbirlere rağmen devam ediyor. Şiddeti önlemek, yasal, yapısal ve kültürel bütün sorunları ortadan kaldırmakla mümkün olacaktır. Yasal ve polisiye tedbirlerin caydırıcı etkisi güçlendirilmelidir. Kısa vadeli önlemler olarak; şiddet uygulayanın tutuklu yargılanmasının yanı sıra, geçici olarak sosyal güvenlik kapsamından çıkartılması önerimizin arkasındayız. Ancak şiddeti önlemede bu tedbirler yetmeyecektir. Orta ve uzun vadede çözüm bekleyen, fiziksel koşulların yetersizliği, uzun bekleme süreleri, iletişim sorunları ve empati eksikliği, sağlık okuryazarlığının düşük olması gibi şiddeti tetiklediği bilimsel çalışmalarla ortaya konulan sorunlarımız bulunmaktadır. Öte yandan medyamız, haber ve yayınlarında, şiddete eğilimli bireylerde duygusal sapmalar doğuracak bir dil kullanmamaya dikkat etmelidir. 

Sağlıkta şiddetin değil şefkat ve merhametin dili egemen olmalıdır. Sağlık çalışanlarını şiddete ve yargısız infaza karşı korumak, sağlık hizmetlerinin geleceğini korumak demektir ve sağduyulu bütün toplum kesimleri üzerine vebaldir.

ÜYELERİMİZDEN VE İLKELERİMİZDEN ALDIĞIMIZ GÜÇLE YOLA DEVAM…

Sağlık çalışanları ve milletimiz için, yeni dönemde, kötü olan her şeyin geride kaldığı, huzur, güven ve refah dolu bir gelecek en büyük dileğimizdir. Başından bu yana yeni Türkiye özlemini seslendiren bir sivil toplum hareketi olarak; Türkiye’nin 2023, 2053, 2071 yolculuğunu hem kamu çalışanlarımızın, hem milletimizin, hem de insanlığın selameti adına sahiplendik. Atılan doğru adımları destekledik, yanlışın karşısında durduk. Çok şükür ki,  bizim sendikal anlayışımıza inanan güvenen sağlık ve sosyal hizmet çalışanları büyük Sağlık Sen ailesine üye olarak gücümüze güç katıyor. 7 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete ile üye sayımız 248 bin 951 olarak kayıtlara geçti. Ancak her gün katılan yeni üyelerimizle 250 bini aştık. Yeni dönemde de, inşallah üyelerimizden ve ilkelerimizden aldığımız güçle, Türkiye için, milletimiz için, kamu çalışanları için en doğru olanı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımızın, aziz milletimizin ve  âlem-i  İslamın Mübarek Kurban Bayramını kutluyorum.

 


 

  • PAYLAŞ :
  • memursen logo
  • sagliksen logo
  • sağlık bakanlığı logo
  • aileve sosyasl politikalar bakanlığı logo
  • calışma ve sosyal güvenlik bakanlığı logo