ŞERİFE BACILAR BİTER Mİ?

Anadolu’ya ilk ayak bastığımız günden bu yana, nice kahramanlarımız yüreğimizde, dilimizde destanlaştı, nice şehitler verdik ve onları kah türkülerimizde kah şiirlerimizde kah ninnilerimizde dilden dile, gönülden gönüle anlata anlata, göz yaşlarımızı yüreğimize akıtarak bugünlere taşıdık. Şairin o meşhur mısrasında dile getirdiği gibi ”toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” dedik, onu korumak uğruna milletçe çok ağır bedeller ödedik.

Dünyanın bu en kıymetli coğrafyasını vatan kılmak uğruna yüzyıllar boyunca ve özellikle de Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Harbi’nde milyonlarca şehidin kanıyla bu toprakları yoğururken, gerek  cephede en önde gerekse cephe gerisinde, hiç korkmadan en şedit düşmana karşı en kuvvetli mukavemeti onların yani kadın kahramanlarımızın gösterdiğini unutabilir miyiz? Anadolu’nun İslamlaşması sürecinde Bacı teşkilatlarımızın hem bizzat savaşan Alperenlere hem de geride kalanlara ulaştırdıkları hayati derecede önemli yardımlar unutulur gibi değildir.

O soğuk kış günlerinde kağnısına yüklediği cephanenin ıslanmaması için, donması pahasına çocuğunun üzerindeki örtüyü çıkarıp cephanenin üzerine örten Şerife Bacıların hakkı nasıl ödenebilir?

Erzurum tabyalarını savunan Nene Hatunları, cepheden cepheye koşan Kara Fatmaları, İzmir’in işgaline karşı destansı bir mücadele veren Halime Çavuşları, İnebolu-Ankara ikmal hattının en cesur neferlerinden Hafız Selma Hanım ve daha nice kadın kahramanlarımızı unutmak mümkün mü?

İşte şimdi yine, tabiri caizse yedi düvele karşı, bu aziz topraklar üzerinde dimdik ayakta kalmanın mücadelesini, ebediyyen bağımsız yaşamanın savaşını veriyoruz.

Afrin harekatı başladığında sınır ilimiz Kilis’e hem sağlık çalışanlarımıza hem de Mehmetçiklerimize destek olmak, daima onların yanında bulunduğumuzu bildirmek ve aynı zamanda (112 ve UMKE) ekiplerimizi ziyaret için gittik. Sınır boyundaki atmosferi gördüğümüz o an duygulanmamak gururlanmamak elde değildi. Herkes kendinden o kadar emin ki, sanki yıllar boyunca mütemadiyen yapılmakta olan bir seferin rahatlığını hissettiriyorlar. Halbuki orada bir savaş var her an atılan roketlerle birileri ölebilir veya yaralanabilir. Fakat Allah onların kalbindeki korkuyu söküp atmış, şehadet için adeta yarışan ve ölüme meydan okuyan Mehmetçiklerimiz var.

Sağlık çalışanlarımızı ziyaret ettiğimizde şahit olduğumuz vakur duruşları, görevlerinin idraki içinde, büyük bir şevk ve azimle 24 saat aralıksız çalışan bacı kardeşlerimizin sağa sola koşuşturmaları bizleri ayrıca gururlandırdı. Bacı kardeşlerimizin savaş bölgesine gitmek için gösterdikleri istek hatta araya birilerini koyarak  “benim de orada bulunmam lazım, diğer arkadaşlarımdan daha tecrübeliyim, oraya  mutlaka ben  gitmeliyim” diyerek ulvi bir irade ortaya koymaları, tarihle bugün arasında çok güçlü bir bağ kuruyordu.

Bu bacılarımızın çatışma bölgesinde sıkılan kurşunları, atılan bombaları hiçe sayarak yaralı askerlerimize müdahale etmek için gözü kapalı çatışmanın içine dalmaları, tıpkı kurtuluş savaşındaki Şerife Bacıları, Kara Fatmaları hatırlatıyor bize.

Orada sağlık çalışanlarımızla hasbihal ederken; “ bizden ne istersiniz” dediğimizde, “ Biz buradan gitmek istemiyoruz, savaş bitene kadar burada kalmak istiyoruz, bizlere dua edin yeter”  demeleri karşısında gözyaşlarımızı tutmak mümkün olamazdı.

Daha sonra Vali Bey’i ziyaret ettiğimizde, onun da sağlık çalışanlarımızın fedakarlıklarından övgüyle bahsetmesi, hanım kardeşlerimizin cephede verdikleri destansı mücadeleyi dile getirmesi bizi ayrıca gururlandırdı.

Hastane ziyaretlerimizde de aynı cesaretin örneklerini, aynı duruşu gördük. Sağlık çalışanlarımızın bombalara ve kurşunlara rağmen hiçbirinin bir şikayette bulunmadan “Biz buradan hiçbir yere gitmeyeceğiz ya şehit oluruz ya da gazi” deyişleri, her türlü takdir ve hayranlığı hakediyordu doğrusu.

Bir hanım kardeşimiz göz yaşları içinde anlatmıştı: “Hastane bahçesine düşen bir bombanın etkisi ile bütün servisler boşaltılıyor ama benim servisim yoğun bakım olduğu için boşaltılması zor ve hastalarımı terketmem mümkün değil. Onların başından hiç ayrılamazdım, ölürsek de onlarla beraber ölmeye razı ve hazırdım” demesi oradaki herkesin gözlerinden yaşların akmasına sebep oluyor , aynı zamanda sağlık çalışanlarımızın umudun adı, hayatın adı olduklarını bir kez daha ispatlıyordu.

İşte Afrin’de, Fatih’in Yavuz’un torunları, Sağlığın Kahramanları Bacılarımız, Mehmetçiklerimizle omuz omuza adeta destan yazıyorlar. Şerife Bacıların asla bitmeyeceğini, bu topraklar üzerinde daima var olacaklarını, milletimizin müsterih olmasını bildiriyorlar bizlere.

Bu vesileyle; Afrin Harekatı’nda şehit olan Mehmetçiklerimize, sağlık çalışanlarımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyor, Gazi olan kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum.

 

 

  • PAYLAŞ :
  • memursen logo
  • sagliksen logo
  • sağlık bakanlığı logo
  • aileve sosyasl politikalar bakanlığı logo
  • calışma ve sosyal güvenlik bakanlığı logo