SENDİKA SİYASET İLİŞKİSİ

Sanayi devrimi ile başlayan emek mücadelesi; çalışan kesim emeğinin sömürülmesine karşı oluşturduğu sendikalaşma zaman içerisinde bütün çalışan kesimi içine alarak mücadele alanını bütün çalışan kesime yaymıştır. Bu mücadele mevcut siyasi iktidarı da ilgilendirdiği için sendikalar sürekli siyasetle iç içe olmuşlardır. İktisadi olarak sendikaların toplu pazarlık hakları, sosyal fonksiyon olarak sendikaların eğitim ve yardımlaşma faaliyetleri bulunmakta.

Siyasi fonksiyon ise ülkeden ülkeye çok değişen ve üzerinde oldukça tartışılan bir konudur. Zira sendikaların siyasi fonksiyonları, her ülkenin tarihi,  siyasi ve bunları etkileyen yasal koşullara göre şekillenmektedir. Bu farklılık bazen başlı başına hükümetlerin sendikalara ve toplu pazarlığa yönelik tutumları ve sendikaların ideolojik yapılarıyla da ilişkili olabilmektedir.

Sendikaların bizzat siyasal iktidarı ele geçirmek, siyasal iktidar olmak gibi bir hedefleri yoktur. Sendikanın temel amacı, üyelerinin ulusal gelirden adaletli bir pay almalarını sağlamak. Siyasal partiler ise bir program çerçevesinde siyasal kararları etkilemek ve bu amaçla siyasal iktidarı ele geçirmek üzere örgütlenmiş kuruluşlardır.

Sendikal mücadelenin merkezi olarak kabul edilen İngiltere’de İşçi Sendikaları Konfederasyonu 1900 yılında aldığı bir kararla işçi partisini kurarken, 1899 yılında İsveç’te Sosyal Demokrat Parti, İşçi Sendikaları Konfederasyonunu Kurmuştur. Batıda sendikalar siyasetle sürekli iç içe olmuşlar ve devamlı aktif siyaseti yönlendirmeye çalışmışlardır. 

Diğer bir durum sendikaların, partileri maddi açıdan desteklemeleri; Norveç’te seçim zamanında sendikalar işçi partisine destek olmaktadırlar. Sendikaların Partilerle ortak hareket etmeleri ve işbirliği yapmaları üçüncü bir faaliyet alanıdır. Dünyadaki sendikacılık örneklerine baktığımızda üç farklı sendikal yapı ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan bir tanesi Bağımlı Model
Bu tür sendikacılığın olduğu ülkeler, özgür demokrasinin ve hür teşebbüsün olmadığı ülkelerde bu model ortaya çıkmaktadır. Özgür demokratik ortamın olmadığı bu ülkelerde sendikalar genelde rejimin bir uzantısı ve onun direktifleri yönünde hareket eden bir örgüt konumundadır.

Bu modele dâhil ülkelerde bir kısmı askeri cuntayla yönetilmekte, bir kısmı tek parti ile yönetilmekte bir kısmı monarşi yönetimle yönetilmektedir. Irak, Suriye, Nazi Almanya’sı, Mussolini İtalya’sı, Kuveyt, Ürdün, Birleşik Arap emirlikleri, Bu Ülkelerde sendikalar tek bir Konfederasyon altında toplanmak zorundadır. Toplu pazarlık hakkı olmayan sendikaların grev vb. toplu mücadele silahına başvurması yasaklanmıştır.

2-  Ara Bağımlı Model
Bu modelde sendikalarla siyasi partiler arasında organik bir ilişki vardır.
Bu Modele, İngiltere, Norveç, İsveç Avusturya, Fransa, İtalya Belli ölçüde Belçika ve İsrail sayılabilir.

3-Bağımsız Model
 Bu modele dahil ülkelerde sendikalar mevcut siyasi partilerle formel (resmi) ve organik bağlılık içinde olmadan ve onlarla devamlı bir ilişkiye girmeden siyasi faaliyet yapmaktadır.

Bağımsız Modelde sendikalar, Siyasi partilerle doğrudan ve dolaylı yardım almamakta ve onlara yardımda bulunmamakta ve bir siyasi partinin adı altında örgütlenmemektedirler.

Bu ülkelerde sendikalar pragmatik bir felsefi yapıda örgütlenerek üyelerin ekonomik ve sosyal çıkarlarını artırmayı ön planda tutarlar. Dolayısı ile toplu pazarlık aracı en önemli mücadele aracı olmaktadır.

Bağımsız modele,  Amerika’nın yansıra Türkiye, Almanya, Kanada bu modele uyan ülkelerdir.

Amerika’da bu anlayış “Saf ve yalın Sendikacılık “ Almanya’da “Partiler Politikası bakımından bağımsız sendikacılık” Türkiye’de ise “Partiler Üstü Sendikacılık” ilkeleri ile ortaya çıkmaktadır.
 Hedefleri dar ve ekonomik nitelikli olması genelde ücret sendikacılığı yaparak diğer fonksiyonları ile birlikte siyasi fonksiyonlarını da ihmal etmişlerdir.

Ülkemizde sık aralıklarla darbelerin yapılması her darbe dönemlerinde sendikaların kapılarına kilit vurulması belli bir dönemden sonra partiler üstü bir sendikacılık yapılmaya çalışılsa da bu tutum çok uzun sürmemiş. 12 Eylül darbesinden sonra siyasi yasakların kaldırılması için düzenlenen referandumda Türk iş açıkça 6 Eylül1987 yılında yapılacak olan halk oylamasında “EVET” kampanyasına katılarak o dönemde bir duruş sergilemiş. Aynı şekilde Kasım 1987 seçimlerinde “ANAP’a OY YOK” kampanyası başlatarak bir siyasi partinin iktidardan gitmesi için çalışma başlatmış.

Bu sürecin sonunda 19 Ocak 1995 tarihinde işçilere siyasi yasağı getiren anayasanın 52. Maddesi kaldırılarak işçilere siyaset yapma hakkı getirilmiş oldu. Yasaklarla hiçbir yere varılamıyor. Yasak koyulsa da herkes bu siyaseti bir şekilde yapıyor. Belli bir süreden sonra siyasi yasaklar tarihin çöp sepetine atılıyor. Sendikacılığın merkezi olarak kabul edilen batılı ülkelere baktığımızda batıdaki sendikalar siyasetle iç içe olmuşlar siyaseti etkileyebilmek için üyelerinden aldığı gücü kullanmaktadırlar. Sendikalar siyaset yapabilmeli ama siyasi partilerin arka bahçesi olmamalı. İktidarı denetleyebilmeli yanlışa yanlış doğruya doğru diyebilmeli. 

İnşallah Önümüzdeki sayımızda sendika siyaset ilişkisini incelemeye devam edeceğiz.

Selam ve dua ile ...

 

 

  • PAYLAŞ :
  • memursen logo
  • sagliksen logo
  • sağlık bakanlığı logo
  • aileve sosyasl politikalar bakanlığı logo
  • calışma ve sosyal güvenlik bakanlığı logo