ÖFKELİYDİK... KORKUSUZDUK...

15 Temmuzun sabahında bilindik bir “Temmuz” gününü yaşayacağımızı sanıyorduk. Çocukların özgür, gençlerin coşkulu, büyüklerin umut dolu olduğu bir Cuma günüydü. Alışılagelmiş sıcak bir yaz günü...  Bilmediğimiz; o mübarek günün gecesi aslında daha da sıcak geçecekti. 


3 yıl önce yargıdaki paralel yapılanmalar üzerinden hükümete yönelik gerçekleştirilen 17/25 Aralık darbe girişimi ihanetinin daha da ötesindeydik. 15 Temmuz 2016 gecesi, bu kez FETÖ teröristlerinin bir “işgal kalkışması” ile karşı karşıyaydık. Anlaşılan o ki 40 yıldır “hizmet, himmet, altın nesil!” diyerek sinsice örgütlenen hainler, bu aziz milletin üzerine bomba yağdırmaktan sakınmayacaktı. Anadolu insanının tertemiz duygularıyla müsamaha gösterdiği bu din simsarlarının gerçekte nasıl birer “haşhaşi” olduklarını şimdi herkes görüyordu. Asker kıyafetli teröristler, yıllardır “tedbir” kisvesi altında yattıkları pusudan çıkmıştı. Şimdi onlar, masum canlara kıymaktan çekinmeyecek kadar bu ülkeye düşman olduklarını ispatlamak zorundaydı. Çünkü onların ipleri de kökleri de bu topraklarda değildi. Dış mihraklardan emir aldıkları, onlara hizmet ettikleri ve bağlı oldukları belliydi. Her şey aşikardı; bizim sevdamızı bilmeyenlerden, yaşamayanlardan bize kardeş olmazdı. Bize kurşun sıkanlar, bizim evladımız olamazdı. Gördük ki bunların haysiyetleri de yoktu, merhametleri de…


Öfkeliydik… Korkusuzduk… Unutulmayacak bir geceye hazırdık. Memur-Sen teşkilatları olarak darbe girişimi haberlerini aldığımız ilk dakikalardan itibaren sosyal medya hesaplarımızdan cuntacılara meydan okuyan paylaşımlarda bulunduk. Teşkilatlarımızı harekete geçirdik. Bedeli ne olursa olsun tüm Türkiye’de meydanlara inerek darbecilerin şehirleri istila etmesinin önüne geçmeye kararlıydık. Çünkü bizler, ne 27 Mayıs darbesini ne 80 ihtilalini ne 28 Şubatı ne de 27 Nisan muhtırasını asla kabul etmemiş bir iradenin mensuplarıydık. Memur-Sen olarak; en zor şartlarda bile milletimizin yanında, milli iradenin tarafında olduğumuzu ispatlamış bir örgüttük. “Gün, vatana sahip çıkma günü!” diyerek, Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile tüm Türkiye’de 15 Temmuz gecesi aziz milletimizle birlikte darbecilere karşı durduk. 


Türkiye’nin bütün renkleri bir aradaydı. Birbirini ilk defa orada gören binlerce yürekli evlat bir olmuştu. Bin yıllık kardeşliğimizi, bir gece yine destansı şekilde ispatlıyorduk. Belki de bugüne kadar yaşadığımız en kötü ve en uzun geceydi bu gece. Ama bu gece, tüm dünya bizlerin ne denli güçlü bir ferasete sahip olduğunu, iradesine ne denli sahip çıktığını takdirle izliyordu. Somali’den, Filistin’e, Pakistan’dan Arnavutluk’a kadar gönülleri bizimle olan İslam coğrafyasının dualarına giriyorduk. Evet; uzun ama şanlı bir geceydi. Gecenin ilk saatlerinden itibaren en gür sesimizle, en bilinen nidalara korkusuzca eşlik ettik. Askeri araçların önüne atladık, tankların üstüne çıktık ama irademizi darbecilerin elinden söküp almadan evlerimize dönmedik. 


Memur-Sen olarak bizlere yakışan önemli bir sınav vermiştik. Çünkü milli iradenin önemini, darbenin ne demek olduğunu, darbe yönetimlerinin ülkeyi nasıl bir felakete sürüklediğini çok iyi biliyorduk. Yakın tarihimizde yaşanan antidemokratik uygulamaların kaynağını ve kaybettirdiklerini çok iyi tahlil etmiştik. Yaşanan trajedileri unutmamış ve unutturmamıştık. O yüzden, Türkiye’nin şerefli sivil toplum hareketi “Memur-Sen” olarak duruşumuz ve eylemlerimiz her zaman ve her şart altında son derece berraktı. Kurulduğumuz günden bu yana öğretilerimizi kamuoyuyla tekrar tekrar paylaşmıştık.


O gece hem tarih kitaplarına hem de çocuklarımızın ders kitaplarına girecek son derece önemli bir geceydi. O gece gözbebeğimiz emniyet teşkilatımız ve onurlu Mehmetçiklerimiz içlerindeki hainlere karşı canlarını ortaya koydular. Onlar, gerçekten de Hakk’ın ve halkın yanında olmayı bildiler. Belediye görevlilerimizin belediye araçları ile nizamiye kapılarının önünü kapatması son derece stratejik bir engellemeydi. İmamlarımızın, müezzinlerimizin minarelerden yükselen sala sesleri tekbir getiren yiğitlere güç verdi. Her birine minnettarız.


Sağlık çalışanlarımız da o gece ayrı bir destan yazdı. Beyaz kahramanlar, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiye’de evlerinden hastanelere koştu. Nöbette olan meslektaşlarına yardıma giden hekimlerimize, hemşirelerimize ve istisnasız tüm sağlık teşkilatımıza minnettarız. Çoğunu televizyonlardan izlediğimiz 15 Temmuz gazilerimizin acil servislerde ilk müdahalelerini yapan, ameliyatlarını gerçekleştiren, hayata tutunmalarını sağlayan sağlık çalışanlarımıza halkımız adına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Tankların ezdiği, üzerine kurşun yağdırılan, cadde ortasında son nefesini veren insanlarımızın yanında yine sağlık çalışanlarımız vardı. Kurşunların arasından yaralıları ambulanslara taşıyan, ölümü göze alıp askerimize, polisimize olay yerinde müdahale edenler de bu ülkenin helal süt emmiş evlatları; sağlık kahramanları idi. Sağlık çalışanlarımız yalnızca hastanelerde değil, meydanlarda darbecilere karşı da üstün bir mücadele örneği ortaya koydu. O gece sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımızdan ve ailelerinden de gazilerimiz oldu, şehitler verdik. Bu vesile ile tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Gazilerimizi en derin saygılarımla ve şükranlarımla selamlıyorum. 

Bu vatan sizlere minnettardır…
Ne mutlu şaire… Şiirleri öksüz kalmıyor…
Ne mutlu size… 
Yıllar öncesinden yazılan mısralardasınız…

Yaşamaz ölümü göze almayan, 
Zafer göz yummadan koşana gider. 
Bayrağa kanının alı çalmayanın, 
Gözyaşı boşana boşana gider.

Kazanmak istersen sen de zaferi, 
Gürleyen sesinle doldur gökleri. 
Zafer dedikleri kahraman peri, 
Susandan kaçar da coşana gider.

Bu yolda herkes bir, ey delikanlı! 
Diriler şerefli, ölüler şanlı. 
Yurt için dövüşen başı dumanlı, 
Her zaman bu şandan, o şana gider...

                                 Faruk Nafiz Çamlıbel

  • PAYLAŞ :
  • memursen logo
  • sagliksen logo
  • sağlık bakanlığı logo
  • aileve sosyasl politikalar bakanlığı logo
  • calışma ve sosyal güvenlik bakanlığı logo